Cuma, Aralık 11, 2015

yillik entry

:) gene bir sene hic bir sey yazmadan bitirmisim aferin bana :)
yazacak cok sey var ama ben uyuzum , vaktimi hobilerim ile ugrasarak ya da internette abuk sabuk bilgi arastirarak geciriyorum. masallah diyeyim oglum bayagi kendine yeter oldu. benim de hobilerime dalma sansim cikti. uun bir aradan sonra delirdim dogal oalrak. bir suru projem var, hic bitmiyorlar :) olsun daginik olsun masam onemli degil :) yaratici, uretici projeler ruhumu doyuruyor

Pazartesi, Eylül 15, 2014

Ghibli film listesi

#
Film
Yonetmen
Commonsense.org
Bana gore :)
DVDsi olan
1
Nausicaä of the Valley of the Wind
Hayao Miyazaki
Age 10
10
+
2
Castle in the Sky
Hayao Miyazaki
Age 9
9
+
3
Grave of the Fireflies
Isao Takahata
Age 14
100, super acikli bir film
+
4
My Neighbor Totoro
Hayao Miyazaki
Age 5
M 2 yasinda izledi ve cok seviyor
+
5
Kiki's Delivery Service

Age 5
M 2,5 yasinda izledi
+
6
Only Yesterday
Isao Takahata
Not rated
hic izlemedim ayip bana

7
Porco Rosso
Hayao Miyazaki
Age 9
henuz izlemedim
+
8
Pom Poko
Isao Takahata
Not rated
10
+
9
Whisper of the Heart
Yoshifumi Kondō
Age 10
8-10
+
10
Princess Mononoke
Hayao Miyazaki
Age 12
12
+
11
My Neighbors the Yamadas
Isao Takahata
Age 7
henuz izlemedim
+
12
Spirited Away
Hayao Miyazaki
Age 9
M 2,5 yasinda izledi
+
13
The Cat Returns
Hiroyuki Morita
Age 10
M 2,5 yasinda izledi
+
14
Howl's Moving Castle
Hayao Miyazaki
Age 8
M 2,5 yasinda izledi
+
15
Tales from Earthsea
Gorō Miyazaki
Age 12
12
+
16
Ponyo
Hayao Miyazaki
Age 5
M 2 yasinda izledi ve cok seviyor
+
17
Arrietty
Hiromasa Yonebayashi
Age 7
M 2,5 yasinda izledi
+
18
From Up on Poppy Hill
Gorō Miyazaki
Age 9
9
+
19
The Wind Rises
Hayao Miyazaki
Age 11
henuz izlemedim

20
The Tale of Princess Kaguya
Isao Takahata
Not rated
henuz izlemedim

21
When Marnie Was There
Hiromasa Yonebayashi
Not rated
henuz izlemedim

22
Ocean Waves
Tomomi Mochizuki
Not rated
henuz izlemedim



Beni tanıyan herkes biliyor. Tv'yi çok seviyorum. İzlemekten en keyif aldığım eserler ise anime grubunda :) Bu aralar bir çok anne olan arkadaşım Totoro dan sonra ne izletsem diye sorduğunda kendimi ezberlemiş gibi bütün ghibli filmzlerini yazarken buldum. en iyisi mi ihmal ettiğim bloguma yazayım daha fonksiyonel bir iş yapayım dedim. umarım size de bu filmler hakkında bir fikir verir.
Bir de Ghibli olmayan filmler listesi yapayım ama o başka bir güne :)
tabloda görüldüğü üzere commonsense.org a göre bu filmlerin hepsi 5 yasından  sonra izlenmeli. Güzel bir site ama bana göre biraz muhafazakar. kendi çocuğumun neyi kaldıracağını kestirebiliyorum sizinkine tabi ki en iyi siz karar verebilirsiniz, lütfen benim fikirimi anayasa gibi algılamayın :P ha bir de bu yazı mecburen spoiler ile dolu üzgünüm ama yazmak zorundayım :)
M ilk Totoroyu izledi. Çok ama çok sevdi, gülerken fotoğraflarını çektim, yüzü ışıldıyordu. Ben de onunla beraber 50 kere izledim gene izlerim çok güzel bir çizgi film. ha içinde zaman zaman ay ne olacak şimdi dediğiniz anlar var ama hiç biri çok uzun değil. sonu iyi bitiyor. Doğa sevgisi, saygısı dolu harika bir film, herkes izlemeli.
Ponyo ikinci izlediği film. Hiç sıkılmadan izliyorum ben de. Her karesi el ile çizilmiş, bir sanat eseri. hikaye de çok şirin. ilk sahnelerde ponyo bir kavanoza sIkIşIyor. orada M panik oldu ama ikinci izlemede anladı ki bu filmin bir parçası.  ha souşuke'nin annesi tipik bir Türk ya da Japon annesi değil, biraz çatlak. ha bir de anne bira içmeye çalışıyor ama patlıyor elinde, çocuklar onu gazoz da sanabilir gerçi. çılgın bir araba kullanma tarzı var, çocuğu evde tek başına bırakıyor denizin dibine yolluyor. deli misin kadın dedirtiyor ama işte güzel çocuk filmleri çocukların özgürce ebeveynsiz dünyaya meydan okuduğu filmler :) gene doğayı seven, sürekli çevre mesajı veren güzel bir film.
Kiki's delivery service güzel bir çocuk filmi. Commonsense totoro ile aynı yaşı tavsiye etmiş, ben biraz erken izlettim ama gerçekten çok zararsız bir film. Bir kaç heyecanlı ya da depressif sahne var ama hiç biri uzun sürmüyor. M de sevdi, bir kaç defa izledik ama ponyo ve totoro kadar popüler değil henüz.
Howl's moving castle'i bir defa izledik. Ben daha önce bir kaç defa izledim tabi. M sevdi ama özellikle Howl izleyelim demedi. konusu yaşı için oldukça karışık zaten. belki bir iki yıl sonra gene hatırlatırım. howl da savaş var, şiddet var. gözlerini kapatacak kadar değil ama beni tedirgin edecek kadar vardı. Sanırım önce savaş filan gibi kelimlerin anlamını idrak etmesi lazım yoksa çok karışık konusu. ama siz izlemek isterseniz tavsiye ederim en sevdiğim filmlerden bir tanesi.
Spirited away, totorodan sonra en çok sevdiğim film bu. Tabi hızımı alamayıp bunu da izlettim. bağıran insan var bayağı, stresli durumlar da var ama şiddet howl kadar yok. ben bile zor anlıyorum filmi, ama muhteşem bir rüya gibi zaten. markus severek izledi ama bir daha izleyelim diye tutturmadı. Yaşı kesinlikle küçük bu film için, bir daha gene bir kaç seneye izletirim. ama bugün gene izletsem kalıcı hasar bırakacak bir film değil. ama konusu çok karışık küçük çocuklar için.
The cat returns benim ghibli listesinde en az sevdiğim filmlerden, yani nefret etmiyorum tabi, cici bir film. ama biraz çok bilindik bir hikayesi var. ha kedi dolu film, çocuğunuz kedi seviyorsa bayılabilir. Şiddet var biraz, askerler koşuyor peşlerinden filan. Yüksekten düşme korkusu var. Ama öyle aman keşke izlemeseydik demedim. gene çocuk izledi ama lütfen bir daha izleyelim demedi. commonsense 10 yaş demiş ama bana biraz abartı geldi. o kadar çılgın bir çizgi film değil.
Arriety yeni sayılabilecek bir film.  heyecanlı sahneleri var ama ben çok sevdim, M severek izledi ama sanırım karışık geldi. bir daha talep etmedi. yakın zamanda izledik. belki bir altı aya gene izleriz. Arriety nin annesini kaçırıyor yaşlı teyze o sahneler biraz heyecanlı. hassas miniklere çok gelebilir. ama çok cici bir hikayesi var :)
Castle in the sky'i daha önce izlememiştim ve biraz salaklık yapıp çocukla izlemeye başladım, ortasında kapadım. bayağı şiddet var, çarpan arabalar, birbirine vuran adamlar, savaş, asker filan. Gerçekten tedirgin oldum. neyse ki çok sevmemiş olsa gerek ses etmedi ve bir daha istemedi çok şükür. Konusu güzel ama commonsense limitine yakın bir yaşta denerim heralde gene.
Bundan sonraki filmleri M izlemedi henüz.
Nausicaä of the Valley of the Wind doğaya aşık olmanın anayasasını yazan film :P Ben doktoramı ormancılık fakültesinde yaptım, japon arkadaşım vardı. bana söylediği kadarı ile kendisi ile aynı sınıfta olan hemen hemen herkes bu filmi izledikten sonra Ormancılık okumak istemiş :) öyle doğa sevgisi veriyor :) Fakat gene savaş var. Hayao amcamız yazdı ve çizdi nausicaa nın  mangasını. çok çok güzel hikayesi. filmi mangadan daha kısa. Commonsense.org 10 yaş demiş, önce siz bir bakın öyle karar verin. anafikri çok değerli bir anime :)
Grave of the Fireflies dünyanın en  acımıklı eve acıklı değil acımıklı filmi, ileri sararak izlediğim halde ağladım öyle acıklı. Savaştan nefret etmek için ideal bir film. hamileler lohusalar sakın ha izlemeyin!!!
Pom Poko çok uzun, keşke biraz daha kısa olsaydı. tamam ana fikri güzel. doğayı koruyalım, beraber yasayım şeklinde. ama gene şiddet dolu, korkutma var. Bunun için beklerim biraz. ve uzun biraz bana açıkçası biraz fenalık geldi. :)
Whisper of the Heart ı ben çok sevdim ay :) cat returns ile bağlantılı. o kadar spoiler vermeyim şimdi. Güzel bir aşk hikayesi diyelim. Bu filmi izlediğimde evli bile değildim, gene izlemem lazım. Ama hatırladığım kadarı ile küçük çocukların seveceği bir film değil çok konuşma var :))) ortaokul için ideal. Ben kaç yaşında izletirim bilmiyorum biraz kızlara yönelik bir film açıkçası.
Princess Mononoke çok çok güzel bir film ama maalesef küçük çocuklara uygun değil. korku, kan, savaş ne istersen var. biraz büyümeleri lazım. ama hazır olduklarında mutlaka görmeleri lazım. gene bol bol doğa sevgisi aşılayan bir film :)
Tales from Earthsea'in orjinali gene aynı isimde ursula le guin'in roman serisi. Ben kitaplarını okumuştum, çok çok sevmiştim. Film kitaplar kadar iyi değil malesef. Bu gene küçük çocuklara uygun olmayan bir film. yakın zamanda izlemediğim için çok ayrıntılı hatırlamıyorum ama konusu yaşlarına göre çok karışık, ve şiddet sahnesi olma ihtimali yüksek. hayao amcamızın oğlu Goro yapmıştı bu filmi.
From Up on Poppy Hill Goro abimizin ikinci filmi. birinciye kıyasla çok daha güzel. sonunda hüngür hüngür ağladım. ilkokul sonu ortaokul başı gibi bir yaşlarda izlenirse daha keyif alınır heralde. konusu küçüklere hitap etmiyor. bir de bazı karışık olaylar var, höt  ne oluyor diyorsunuz ama sonu güzel ve mutlu bitiyor. Bence kızlar da erkekler de severek izleyebilir. Ben 39 yasında izleyip çok sevdim :)))
My Neighbors the Yamadas, Porco Rosso, Only Yesterday, The Wind Rises, The Tale of Princess Kaguya, When Marnie Was There, ve Ocean Waves'i henüz izlemedim. izledikçe listeye eklerim :)

Salı, Haziran 04, 2013

Gaza maruz kalan ve ya kaldığını düşünenler icin arinma yontemleri


Gaza maruz kalan ve ya kaldığını düşünenler, göz, ağız,yüzlerine, diğer insanlar, hayvanlar ve eşyalara dokunmaktankaçınıp ellerinden geldiğince çabuk kıyafetlerini (iç camaşırakadar) çıkarıp bir torbaya koymalılar ve vücutlarını yağ bazlıolmayan bir sabun ve soğuk su ile çabucak yıkamalılar (1,2,3).Hatta isterseniz kafanızdan geçirmeniz gereken kazak , tshirtgibi kıyafetleri keserek yüzünüze değdirmeden çıkarabilirsiniz(1).Yağ bazlı sabunlar teoride cilt yanıklarına bile sebep olabilir,onlardan kaçının (5). Sıcak su kullanmaktan kaçının, sıcak suderideki gözeneklerin açılmasına sebep olduğu için gene halihazırda cildinizde olan kimyasalların daha kolay emilmesinesebep olabilir (4). Dayanabildiğiniz kadar soğuk su ile 20 dakikakadar düş yapın (3). Banyoyu doldurup kuvet sefası yapmaktankaçının (4).
Gelelim kıyafetlere, öncelikle kıyafetlerin başka yüzeylerletemasını en aza indirgemeye çalışın. Bu ne demek, eve ya daarabanıza girdiğinizde bu kıyafetle oturmayın. Arabada bile çöptorbası gibi kıyafetinizden koltuğa teması geçecek katmankoyun. Evde ise, gelir gelmez, kıyafetleri çıkarın ve plastik birtorbaya kıyafetlerinizi koyun (3). Yıkayacak olsanız bilekıyafetlerin evdeki herkes ve herşeyden ayrı tutulması gerekiyor.İsterseniz kıyafetleri yıkayıp çöpe atabilirsiniz. İsterseniz delilolarak kullanılması için kilitli torbada tutabilirsiniz. Kıyafetlerikullanmak isteyenler önce bu eşyaları balkon gibi açık havayabir gece bırakıp havalandırmalılar (5), sonra en az 2-3 defadeterjan ile yıkanmalılar (3, 5). Tabii bu kıyafetleri normalçamaşır ile asla karıştırmayın.  Kurutucu kullanırsanız işlembittikten sonra kurutucunuzu havalandırın (5). Kıyafetlerinizikuru temizleyiciye de verebilirsiniz, ama mutlakadükkandakilere neye maruz kaldığını söyleyin ki diğermüşterilerin kıyafetlerinden ayırabilsinler.
Gelelim bu bilgiler elinizde olmadığı için ya da mecburkaldığınız için kontamine olmuş olan eşyalara. Bu eşyalarıtemizlemek için 5-10 % sodyum karbonat solusyonukullanabilirsiniz (7). (5% karbonat solusyonu için 50 gramkarbonatı bir litre suya, 10% karbonat için 100gram karbonatı 1litre suya ekleyin). Önce HEPA filitreli bir yer süpürgesi ileiyice süpürün (koltuk, duvar, oda, vs) (6). Pencerden içeriye gazgirdi ise açık olan bütün gıdaları çöpe atın (6). Yüzeyleri (duvar,tabak, vs), hazırladığınız karbonat solusyonu ile silin (eldivengiyin lütfen). Deterjan ile yıkanabilecek herşeyi iki defa yıkayın(tabak, bardak, oyuncak, vs) (6). Koltukları kuru temizletmeşansınız varsa onu uygulatabilirsiniz(6). Kapı önünüzü,balkonunuzu hazırladığınız solusyonla silebilirsiniz, sonra bol suile yıkayabilirsiniz.



Perşembe, Mart 21, 2013

Pesto somon


Bir gün önce...
Pesto
Bir demet fesleğen
Yarım bardak çam fıstığı
Yarım bardak parmesan peyniri (kuru/eski olmalı ama benzer kuru tulum peyniri de olabilir)
3 baş sarımsak (daha fazla konulabilir)
3 çorba kaşığı iri taneli tuz
En az yarım bardak zeytinyağı
Fesleğeni yıka, yapraklarını ayır, kurula
Herşeyi blendera koy güzelce öğüt. Eğer çok katı gibiyse biraz daha zeytinyağı ekleyebilirsin.
Cam kavanoza koy, masaya hafifçe vurarak içinde hava baloncuğu kalmamasına özen göster. Üzerine bir parmak zeytinyağı dök (kararmasın diye ) her kullandıktan sonra gene zeytinyağı ekle. Buzdolabına koy.
Ertesi gün:
Fileto somonu (derili ya da derisiz) yıka
Kağıt havlu ile kurula
Mıkrodalga yapılabilecek derin bir kaba yerleştir
Elinle ya da fırça ile 1-2 çorba kaşığı zeytinyağı sür balığın iki tarafınada
Filetonun her tarafını yarım santim kalınlığında pesto ile kapla
Kabı cling wrap ile tamamen kapat
3-4 dakika mikrodalgada (yüksek derecede) pişir
Afiyet olsun

Pazartesi, Şubat 18, 2013

Bir battaniye daha

Bu zavalli battaniyeyi bitirmem cok cok uzun zaman aldi. Baska bir tane daha yapmistim. Ama onun kumasini ben secmedim, sevemedim renklerini. Bir arkadasim kumas bastirmisti.. renkler hic olmamis, boz renkli gibi. Ben biraz goruntuye takan biriyim. Eger renkler hosuma gitmezse bakamiyorum bile. Nasil sinirilerim bozula bozula bitirdim. Kumasta lekeler filan vardi tam bir kabustu yani. evet birilerinin bana en buyuk derdin bu olsun dedigini duyar gibi oldum :))
neys, en sonunda cok sevdigim bir arkadasimin henuz dogmamis olan bebegi icin battaniyeyi yapmaya basladim. Kuzu koyun temasi olsun, cocuk iyi uyusun dedi. Gerisi sana kalmis dedi. ohhh ne guzel saol saol saol :) japon kumas aradim aradim, cik olmuyor bulamiyorum ya da fiyati anormal pahali. en sonunda bu cici amerikan kumasi buldum organikti sansima, ehh 8 dolara metresi fena diil, rengi cok guzel bayildim, aldim valla :) SImdi bakiyorum renkler mukemmel. Bence cennet bu renk kombinasyonundan cikma. Baktikca bakasim geliyor. Tabii benim yazin basladigim proje yeni bitti :) bu arada bebek dogdu ve 12 haftalik oldu, evet yavru kus resmen 3 aylik bebek oldu. neyse ki bu battaniye biraz agir yani yeni dogana pek uygun degil. oyle guzel bi bahanem oldu, cocuk 1-18 yas arasi kullanabilir :) boyu 1 metre kalirsa :)
simdi iki arkadasimin hamile oldugunu ogrendim :) ikisininde markus yaslarinda cocuklari var. ama ilk hamileliklerinde battaniye yapamamistim. Ehh simdi yapmam lazim :))) seve seve tabii, zaten bunu yapmasi cok eglenceli :)


Cuma, Şubat 08, 2013

ayip etmisim

cok zaman olmus yahu. ayip etmisim, ozur ederim deyip hemen ozet geceyim.
napiyoruz? valla dondukten sonra hastaliktan belimiz bukuldu. ailecek cok sik araliklarla hastalandik durduk. hatta su an biraz allerji biraz hastalikla bogusuyoruz. bu kis feci imis zaten, florida da grip tavan yapti filan. neys
yeni eve tasindik, buyuk bu ev bize tam geliyor. bir odasi daha olsa belki daha iyi olurdu ama olsun, cok sukur cok sukur cok sukur. minnacik evde nasil yasadik, ruh halimiz ne hale geldi bir biz biliriz. bunu da atlattik, cok sukur.
kediler cok mutlu, acaip mutlular. cici cici gelip kucagimiza oturuyorlar eskisi gibi :) canlarim benim onlar cok bunaldi minik evde bir seneden uzun yasamak cok zor geldi canlarim benim.
yavru kus, bu evde cok mutlu kendi odasi var, maasallah kosup oynuyor her yerde. kitaplar, kediler, oyuncaklar derken gun geciyor. bahcemizde bir greyfurt agaci var, biraz daha ilerde kumkuat agaci. maasallah bu gunlere sukur.
yeni evde iki lavabo var mutfakta, rahat rahat sigiyor hersey. Bir suru dopal, en guzeli camasir makinasi var :) mutluyuz, cok sukur :)
bu evde esyalar kutulardan cikiyor, dolaba yerlestiriliyor :) mobilya alabildik, cok sukur :)
tasinirken bir ton esya attik. kucuk evde iken bir suru esyamiz depodaydi, onlarin cogunu verdik, bagisladik attik :) simdi dukkana gidersem bunu napicam , tasinirsam atacak miyim diye dusunuyorum. cok esya almamaya calisiyoruz. sadece gerekli seyler. mesela sandalye filan :) bir seneden uzun zamandir misafir alamiyorduk eve, belki simdi arkadaslarimizi davet edebiliriz. oglanin dogumgununu kutlayabiliriz :)
arabamizi park ettigimiz yerin ustunde durmadan yapraklarini ve binimum bisilerini doken bir agac yok :) cok sukur, araba da mutlu galiba :)
muah

Salı, Ekim 30, 2012

Dönüş yolu

Dönüş
Uçağımız sabahın köründe idi, 4:20 am.tabii iki saat erken gittik. Ben havaalanı boş olur sandım, bayağı yanılmıştım. Bavulları teslim etmek için bayağı bekledik. Beklerken ben koşup yurtdışına çıkma harcını verdim. Sadece 15 tl ama web sitesinde oturma izni olanların ödemesine gerek yok diyordu. H1-b vizesinin buna tabii olması lazım nede olsa sabah TR'den işe gelip akşam annelerin evin dönmüyorum. Tabii değmez deyip ödedim. Güvenliği geçtikten sonra bir tuvalet aradım.! Normal tuvaletler çocuk arabalı annelere uygun değil. Engelli tuvaleti buldum o bayağı rahattı. Ama tabii kendimi kötü hissettim, ya o an engelli bin ihtiyacı olsaydı. 
Bu arada ne zaman eğilsem başım dönüyor, uykusuzluktan mı acaba?
Oğlan Frankfurt'a kadar uyudu. Ben tam açamadığım  tepsime yemeğimi koyup yedim. Tek kolla oğlanı tuttum diğeri ile yedim. 
Çok fena uykum var , hemen hemen hiç uyumadım. 
Bu satırları yazarken arada rüya filan görüyordum Frankfurt havaalanında :) Markus ordaki ufak bir çocuk parkında biraz oynadıktan sonra uydu, canım yavrum. Ben bu satırları yazdım, yemek yedim uykum açılsın diye. Dükkanlara bakarken ( ki Frankfurt bu konua Münih kadar başarılı değil) kusskuss uyandı. Mama yedirip, babaya ufak bir güzel hediye alıp transatlantik uçuşumuza koştuk. Lufthansa bütün uçuşlarda çocuklu aileleri önden aldı. United airlines kıçına takmadı :) neyse uzun uçuşta gene bebek yatağı sağolsun, kollarım Bayram etti. Uyanık olduğunda kusskuss yanımıza oturan bir babaya gidip şirinlik yapıp oynamak istedi. Gel yavrum filan tabii anlamıyor çocuk, neyse i amerikali amca bayağı anlayışlıydı, kendi kızı bizim oğlana çok yakın bir yasta. Yolun yarısında uyudu oğlan, Allah razı olsun yavrum :) 
İndikten sonra immigration and customs  derken yamulmuş bi halde kendimizi son uçağımıza attık. Lufthansanın Ankara görevlisi bayağı gıcık biriydi, sağ olsun! Bana son uçakta en son sıranın pencere kenarını vermiş, ona bayağı teşekkür ettimm! Kusskuss uyudu yolun yarısında neyse ki, maaşallah yavruma :) yoksa ne yapardım bilmiyorum, o kadar minik bir alanda çocuğun durması imkansız gibi bişi. Yanımda oturanların çoğu anlayışlıydı ve yardımcıydı, Allah razı olsun. 
Tampa'ya vardık, telefonumu uçakta unutmuşum daha doğrusu düşürmüşüm :) eve doğru yola çıkmışken geri dönüp aldık filan ama olsun. Telefonsuz kalmadım, o kadarcık probleme razıyım zaten :)
Hala kollarım ağrıyor nerede ise bir hafta olucak. Oğlanı kucağımda taşımaktan :) bu yolculuk bizi bayağı yakınlaştırdı, o açıdan güzeldi ama. Kocamın değerini beş yüz birinci kere anladım :) çok yardım ediyor bana, sağolsun :)
Tr seyahatinde ilgili gözlemlerimi bir sonraki yazılarda paylaşma şansım olur belki :)

Cuma, Ekim 05, 2012

İlk uzun yolculuğumuz

Uçak yolculuğundan dolayı bayağı endişeliydim. Zaten endişelenmem, tırsmam için öyle çok ciddi bir sebepe ihtiyaç yok :) bu transatlantik uçuş, stefan'ın yanımda olmaması, daha önce markusla hiç uçağa binmemiş olmamız beni strese sokmuştu. Genelde gayet mutlu bir bebiş kuss kuss  ama arada cozutuyor. Bu aralar bir rahatsızlığı da var ondan bayağı huysuzdu. Neyse Çarşamba sabahı yola çıktı. Bir gece öncesinde bavullarımızı düzenledim, hatta gayret edip yeni aldığımız bebek arabasına kılıf yaptım. İnternetten okuduğum kadarı ile bu bebek arabası çantaları bayağı koruyormuş arabayı. Son Dakika'ya kadar süper sinirli bir halde arabaya bindik ve tampa'ya gittik. Stefan bizi uğurlarken çok , çok duygulandı :( 
Güvenlik kontrolünden geçtik. Yanımda  bebek yemekleri vardı, aliminyum gibi torbacıkların içinde. Burda baby food pouch diyorlar. Markus onları hüpletmeye bayılıyor :)  mama için aldığım suları test ettiler zaten kapalı su idi, neyse geldik gate'imize. Markus çok sakindi bende arabadan çıkarmadım. Altını değiştirip uçağa bindik. Tabii yanımda Markus'un ufak bez çantası, benim çantam, ve carry on ufak bavul ve tabii araba var. Bez çantasını sırtına, kendi çantamı boynuma, bir elle bavul (tekerlekli), bir elle arabayı idare edip uçağın kapısına geldim. Arabanın kılıfını geçirmeye çalıştım ama slingde taşıdığım Markus'un düşmekte olduğunu gören Alman yaşlı bir çift imdadıma yetişti. Allah bu yarım eden herkesten razı olsun, çok insan imdadıma yetişti :) 
Uçağa bindik, Markus çok şendi :)  etrafını inceledi, kahkahalar attı. Uçak pistte 30 dakika bekledikten sonra yola çıktı. Kalkarken emzik emdi, gayet hayatından memnun idi, 3 saatlik yolculuğun yarısında uyudu ooh dedim içimden . Bayağı sarsıcı bir iniş bile uyandırmadı oğlanı :) neyse newark havaalanında diğer terminale giderken anladım ki bir daha güvenlik kontrolünden geçmem lazım. Tabii sinir oldum, çünkü her şeyi hatta arabayı bile katlayıp x- ray den geçirmek lazım. Sonrasında bebek mamalarını görünce sizi aramamız gerekiyor dedi orda çalışan teyze. Acayip terlemiştim söylemesi ayıp, kadıncağızdan özür diledim :) neyse  anneye elenirken oğlan diğer görevlilerde kikirdeşti :) hemen terminalimize geçtik. Çabuk bir öğlen yemeği, bir daha bez değiştir, yanımdaki bez çantasını ve bavulu yolculuğa göre düzenle ve gene terlemiştim bir şekilde uçağa bin. Neysesi bassinet koltuğunu verdiler. Yanımda bir çift daha vardı. Kızları benim oğlanla aynı gün doğmuş! Tesadüfe bak :)  bebişler yataklarında güzel ve uyudular , Markus'u inerken zorla uyandırdım :) yolculuk boyunca mutlu idi. İşi gücü lambalara bakmak ve göstermek :) çok alt değiştirme de yapmadık. Bir defa ben tuvalete gittim oğlan o yatakta uyurken onu yanımdakı anneye emanet ettim. Lufthansa bebekler için beechnut markasının kavanoz mamalarından ve similac'ın Formula'sının veriyor.  
İndikten sonra pasaport kontrolü filan geçtik veeeee oma, opa ve unkel'in bizi beklediğini gördük :) bavullarımızı taşımam için adam tutmuşlardı sağ olsunlar. Ben soğuğa rağmen gene araba ve kılıfı ile boğuştuğum için terlemiştim :)
Araba kılıfı çok işe yaradı. O kadar kirlenmedi ama yağmurluydu newark ve düsseldorf, kılıf olmasa Markus ıslanıcaktı ya da ben arabayı ayrı Markus'u ayrı taşıyıp sürekli küfür edecektim. 
Markus arabada uyumadı, bir kaç saat oynadı herkesle, öğlen  yattık 2 saat galiba uyuduk. Sonra akşamüstü bir üç saat daha uyuduk. Gece 10 buçuk gibi yattık. Oğlan gece yarısı uyandı :( oynayıp biraz meyve verip, su içirip, alt değiştirmeme rağmen anca 2 buçukta uyudu o da ponyoyu  dinleyerek . Yatağı var ama tabii ki benimle yatıyor :) 
Galiba yolculukta ellerim çok yoruldu bu satırları yazarken bile bileklerim ağrıyor. Yarın alışveriş günü bakalımalmam gereken bir iki şeyi bulacak mıyım :)  muah

Perşembe, Eylül 20, 2012

Dunyanin en mutlu gunu

Bir tanecik kuum gecen sene bugun dogdu. Ben hamileligim boyunca ya da bebegimin ilk yili boyunca ozel blog olayina girmedim. Icimden gelmedi acikcasi, neden bilmiyorum belki ilerde geri donup bakip okumaktan korktum bilmiyorum.
Ama simdi geriye baktigimda cok cok guzel iki sene gecmis. Kotu gunler nerede ise hic hatirlamiyorum. Sanki hep guzel, mutlu pozitif olaylarla doluymus. Halbuki oyle degildi. Kocamdan ayri hamilelik gecirdim. Simaramadim :) Dogum yaptim esimin ailesi geldi 10 gun kaldi, donduler, uzulduk. babam geldi 1 hafta kaldi, dondu, daha bir huzunlendik. Sonra kimse gelemedi. Cunku ne zaman nerde ne kadar yasiyacagimizi bilmiyorduk. Ha simdi S. is buldu ha, yarin bir gorusmesi var derken bir sene bitti. Oglan bir yasina girdi :) SImdi S.'in isi var. ne kadar surucek bilmiyoruz ama en azindan simdilik belirsizlik biraz daha az. delirme indeksimiz bayagi azaldi bu yuzden. Oglum dogduktan cok kisa bir sure sonra iki babaannemi de kaybettik. Goremediler yavrumu :(
Butun bu zorluklarin, umutsuzluk, belirsizlik, karanlik gunlerin uzerine gercekten bir gunes gibi dogdu yavrum :) Biraz dogum hikayesini anlatiyim.

Ben 3-4 yasinda bebeklerin nasil dogdugunu ogrendikten sonra "dogurmaca" oynayan, normal dogum yapma hastasi bir insanim. Dersler aldik. S. ile nefes alma egsersizleri yapiyoruz, ipod'a ozel liste yaptik. S aban masaj yapicagi bir alet aldi. pudra, serinlik versin diye  sulu fanlar filan, haziriz. 37.ci  haftada filan ultrason yapildi, bebegin boyunu kilosunu olcmek icin. O zaman bu cocuk 4.5-5kg olabilir dediler. tabii her zaman hata payi var askinda 3.5 kg olabilir 5 kilo da . bayagi buyuk bir hata payi var. ama tatilden donen doktorumuz, sen iricesin (kibarca sisko dedi) :), bebeis de yarma bu cocuk dogum kanalina sIkIsabilir. Ben o zaman bazi manevralarla cikarabilirim ama bu arada nefessiz kalabilir deyince. aman kes beni ne yaparsan yap bu cocugu sag salim cikarrrrr dedik. tabi S ile bayagi moralimiz bozuldu, cok  baglamistik kendimizi normal doguma. S niye bu kadar yikildi anlamadim ama cok uzuldu. neyse 21'ine gun verdiler zaten due date denen gun 25.i idi. yani cok fark yok arada.

neyse geldi beklenen gun, ameliyattan once yemek yemek yok. sabah son bir yogurt yedim. ama hastahaneden erken arayip erken gelebilir misin dediler. atladik gittik. ama anestezi uzmani yogurt yedigimi duyunca biraz ileri itti filan. biz S ile odamizda dalga geciyoruz, benim fotolarimi cekiyor. iste yukardaki fotoyu cektirdim :) en sonunda beni ameliyathaneye goturduler, iste epidural yapildi. Ben tabi biraz tirstim ama hemsiler muhtesemdi hic canim yanmadi. bu arada herkes erken geldigim icin bana tesekkur ediyor. bu sayede eve erken gidebiliceklermis :) belden asagisinin hissetmemek tuhaf bir duyguydu, ama birazcik hissediyorum ayaklarimi filan, azicik tirstim tabii. neyse bir sure sonra hicbisi hissetmez oldum. yakisikli doktorum ve yakisikli kocam geldi ameliyathaneye. sonrasi sanki bes dakika surdu. zirt pirt cocuk cikti. Gordugumde ilk dusundugum, cok guzel oldugu, ve dudaklarinin mukemmel oldugu idi :) bu arada ilk gordugumde tabii ki yavru kus kanve bazi garip bisilerle kapli ama bana bir melek gibi gorundu. o anda sezeryan oldu, yok normal olmadi, dusuncelerimin hepsi gitti. Oglum sag salim geldi bu dunyaya, gerisinin ne onemi var :) Ameliyat izlerini cabuk atlattim. cabuk iyilestim, normalde bir gun erken cikardilar. Hemsireler, cok cok cok yardimci oldular. yanimda bana bakicak ailemden kimse yoktu (S disinda). beni bu hemsireler yikadi, temizledi. ben onlara asla borcumu odeyemem. Bu sevgi dolu fedakar insanlari Allah korusun.

Minnacikti kuzum :) Kocaman oldu, bu koltuguna sigmiyor diye bir ust koltuga gecti :) Sukurler olsun Allah'ima bize bu gunleri gostrdigi icin. Insallah uzunnnn yillar boyu kutlariz, kutlarsin dogumgununu. Allah yavruma ve diger bebeklere, cocuklara, saglik, mutlu, sevgi dolu nice uzun omurler nasip eylesin :)

Pazar, Eylül 09, 2012

Çocuklar gibi şendik

Gecen haftasonu Gvillede idik. Sirf dostlarimizi gormeye gittik, kosusturma yoktu. Ne zaman ne istersek yaptik. cok guzel gecti. markus buyuk abisi Ilgar'a hayran. Daha bir yasina girmedi ama ilk kez  birisine boyle hayran hayran baktigini goruyorum. Ilgar ne yapsa "iste bu yuzden idolumsun" seklinde siritip duruyor. Icimden bir ses acaip iyi arkadas olucaklarini soyluyor :) Insallah insallah insallah.

Arkadaslarimin cocuklari ile ne zaman oynasa, fotograflarina baksam bakmaya doyamiyorum. Cok garip, cok guzel bir duygu. Sanki benim dostlarima besledigim sevgi vucudumun disina cikip, oglum aracigili ile onlarn en degerli varliklarina ulasiyor. Bilmiyorum anlatabildim mi :) Iste simdi cember tamamlandi gibi bir his :)
Bu aksam gene cok eski dostlarimin evine gittik. Hani ikiz kizlarin oldugu. Kizlar gene markus'un etrafinda donduler. Ikeanin bar sandalyelerinin altina girip ucu salonda tur atti. Cok komiktiler. yanimda fotograf makinam yoktu, keske cekebilseydim o ani. cok cok tatlilardi maasallah :) Sonra gittik kizlarin yeni tavuklarina baktik (ilk uc tavugu bir yada bir kac rakun yemis ne yazik ki). Kizlar markusun tavuklarini sevmesine izin verdiler :) Markus biraz korktu sanirsam ilk kez gordugu icin olsa gerek :)
Bu arada diger battaniyeyi iki gece surekli dikerek nerede ise bitirdim, kesip kenarini dikmek kaldi. hadi bakalim.

Cumartesi, Eylül 08, 2012

2.ci battaniye bitti


Asik oldugum kumas ile yaptim battaniyeyi. Markus cok sevdi. ben bayildim :) Japon kumas dizayni yapan sanatcilara hastayim.  Normalde bu kumas inc eoldugu icin bu tip kumas yapmaya tam olarak uygun degil. Ama birinci battaniyede ayni materyalden yapilmisti ve henuz yamulmadi ondan heralde su an icin okeyiz. Kumas double gauze denen cins, yani tulbent gibi bir kumas iki kat tulbent diyeyim.

Daha iki battaniye, uc sac tokasi, 1 halloween kostumu yapmam lazim. Ben en iyisimi bu islerine doneyim :)

Pazar, Ağustos 12, 2012

Bebekler bahane mi?

Cok fenayim :) Kumas-koliklik diye bir hastalik varsa bende kesin kez var. Ve genetik olmasi lazim cunku annemden bana gecti :) Cok severim kumaslara bakmaya, dokunmaya. Renkleri, yumusakliklari beni mest ediyor iste. kisaca isin ozu bu :)
Iki arkadasim hamile, ikisinin de oglu olucak, ondan biraz  daha mavi agirlikli kumaslar secmek durumunda kaldim. Cunku aman eger erkek cocuklar pempe renginin yanindan gecerse cinsel tercihlerini degistirebilirler. tovbe sinir oluyorum bu renk ayrimlarina. ben mavi rengini cok severim, pempeyi pek sevmem mesela neden bir erkekte ayni sekilde maviyi haz etmeyip pempe sevmesin? neyse . tabii bu arkadaslarim bana hamile olduklarini soylemeden once ben zaten bir bahane bulup Markus'a kumas almistim ona ikinci battaniyesini yapmak icin :) En ustteki kumas fotolari o proje icin. once 4-5 kumas alip, en ustte kalacak olani tuzlu suda bekletip, hepsini sicak suyla yikayip , her birini utuledikten sonra, ust uste dizdim. sonra ignelerle tutturdum birbirine kumaslar kaymasin diye. daha sonra diagonal cizgiler halinde dikis aticam filan. En alttaki ikinci projem , renkleri ben secmedim arkadasimi ve ablasi sectiler. Kumasi internette bastirdilar filan. ama igrenc bi yer cikti. kumasi yikayinca sari leke cikti, beyaz bir cizgi ve kumasin rengi akti filan. hala sirin bir kumas ama sinir bozucu bu kadar problemin cikmasi.
ortadaki kumaslar ise; domuzlu olani dayanamadim aldim, indirimde idi, ne yapicam hic bir fikrim yok. ama sirin bisi napiyim :)
kuzulu olan kumasi gene hamile arkadasimin kuzu temasina itafen secildi. tesadugen organik bir kumas aldim. eminim mustakbel anne memnun olucaktir bu durumdan. bakalim bu uc battaniyeyi ne zaman bitirebilicegim. Bi tanesine bebegin adini nakis ile yazmamiz gerekebilir bakalim ne olucak :)
oyle iste su an ki projelerim bunlar. kumaslar beni mutlu ediyor. bu aksam az daha bir iki tane daha alicaktim tuttum kendimi :) aferim bana :P

Cuma, Ağustos 10, 2012

Bishounen dolu animeler


Benim ilk anime askim candy'deki anthony idi heralde. sonra georgie'deki lowell miydi tek gozu gorunen saricin kivircik sacli adam. bu anime bende sari kivircik  sacli adam obsesyonu baslatti :P Animede yakisikli oglanlara bishounen deniyor. Ben de bunlarin listesini yapayim dedim :) 

Black Cat : Parali katillerin calistigi bir organizasyon var, iste bunlardan biriside Black Cat, arada damlarin uzerinde otururken konustugu bi kiz var ona hafif yanik filan. Basit bir cizimi var ama duzgun tipli cocuktu, onun tipine benzer bir ton oglan kiz var. Mutlaka izleyin yakisikli oglan gormekten kusacaksiniz diyemem ama en azindan tipsiz heriflerle dolu degil :)


Bleach :  Normal liseli bir oglan mahallesinde tuhaf bir kizin bir yaratikla dovustugunu goruyor filan, kiz ondan yardim istiyor, birden bire elinde kilic canavar pesinde kosuyor :) Neyse devaminda bin turlu baska guclu adeleli adamlar cikiyor. ben cizgi filmde kirmizi sacli adamlari seviyorum nedense onlarda var bi tane burda, neyse izleyin, kesin tipiniz olan birini bulursunuz cunku her tip adam var burda :)


Chrono Crusade : Bir rahibe olarak yetisen kiz nedense yaninda bir seytan tipi bir oglanla geziyor. aralarinda bir kontrat var, oglan kiz izin verdiginde seytan guclerini kullanip iyi seyler yapiyor filan. Bu cok guzel bir anime, konusu degisik, seytan rolu oynayan oglanlar yakisikli baska kim olucakti zaten. Ama sona dogru acikmikli oluyor haberinzi olsun. Ondan ikinci defa izleyemiyorum. Giris muzigi cok guzeldir :)


D.Gray-Man : Yuzunde aynen harry potter gibi bir iz olan bir oglan iblis tipi kotu varliklari yakalan ve olduren bir organizasyona katiliyor. Zaman aman komik, zaman zaman sinir bozucu, bazende aglatan bir anime. Ama seviyorum genel temasini birincisi ici yakisikli herif dolu, hakikaten hepsini ozenle cizmisler :P digeri karakterler hic bir zaman taam bittim ben demiyor hep cabaliyip boklu durumlardan cikiyorlar. Mangasi da var bu animenin. Manga hala devam ediyor sanirim. Animeye belki gene devam ederler :)



Darker than Black : Benim en asik oldugum karakterlerden biri bu animede. Genel olarka Tokyoda geciyor. Ne zamansa dunyada gokyuzu kaybolmus yerine tuhaf baska bir gokyuzu gelmis. yildizlar sahte. bazi yildizlar kontraktor denilen insanlari temsil ediyor. Bu kontraktorlerin degisik yetenekleri var. mesela askim Hei elektrikle milleti carpiyor ama bu yetenegini kullaninca kontratini odemek icin acaip yemek yemesi lazim, kap kap yemek yiyor. neyse kiz kardesini ariyor hei, canim cok vefali. Bu animenin iki sezonu var, Hei'e asik olmak isteyenler izlesin :) ama sunu bilin onu en once ben gordum :)


DNAngel:   acikcasi konusunu pek hatirlamiyorum, sadece bir iki yakisikli oglan var onu hatirliyorum heheh, yuzeysel insanim ben :)


Fruits Basket : Cok cok cok sevdigim bir anime, komik, romantik (benim tarzimda), tuhaf, ve bazen acimikli. Ama en onemlisi ici yakisikli oglan dolu :) ve bu adamlarin cogu sirin hayvanciklara donusuyor eger biz kiz sarilirsa onlara :) konu cok mu sacma geldi gene de bi sans verin bakin, bunun mangasi var anime tam olarak mangayi takip etmedi, isteyen mangaya bakabilir :)


Genshiken : benim gibi otakularin universitede anime ve manga uzerine kurduklair klupte neler yaptigini anlatiyor, tabi tahmin edebiliceginiz gibi nerede ise hic biri yakisikli degil, hatta ozellile nerde acaip tip varsa onlari cizmisler ama rada bi tane sari sacli guler yuzlu o saclari kivir kivir yakisikli bi oglan var heheh. komik bir anime tavsiye ederim :)


Ghost Hunt : korku temali animelerde bahsetmistim bunun konusundan yeniden yazmayacgaim, tembelim :) bas kahraman yakisikli, izleyin gorun :)


Gravitation (2000) Bu birbirine asik erkeklerin hikayelerini anlatiyor. demek ki bishoune  adam dolu :)


Honey and Clover : Gordugum en guzel en romantik anime. Universitede okuyan (sanat bolumu) bir grup ogrencinin arasinda olusan asklar dostluklar filan. evet basit gibi konusu ama karakterler cok cok cok tatli cok super, hepsine asigim :) vaktiniz olursa mutlaka izleyin.


InuYasha : anime izlemeye yeniden baslamama sebep olan dizi :)  Inuyasha yari insan yari yaratik (hanyou), kopek gibi kulaklari ve kuyrugu var. Neyse konusu bayagi karmasik, guzel shounen tipi bi anime ama benim asil askim inuyashanin abisi sesshoumaru :) abisi full yaratik bu arada, hemide guzel. bebegini bile yaptim, o kadar asigim yani. gerci inuyashadaki nerede ise butun karakterlerin bebegini yaptim :)


Kyo Kara Maoh! - God Save Our King! : Normal bir lise hayati yasayan bas kahraman  okulda ona bulasan baiz kotu cocuklarn onu tuvalete atmasi sonucu kendisini baska bir dunyada bulur. megerse seytanlar aleminin krali imis. nisanlisi super sirin baska bir erkek filan. ne zaman suya dusse  diger dunyaya gidiyor. Bir suru sacma sapan olay var, tipik shounen anime ama herkes yakisikli tipsiz bi tane adam yok gibi bisi :)


Loveless : bu animenin konusu biraz tuhaf. nasil bi yerse herkesin super sirn kedi gibi kulaklari var, taa ki bekaretlerini kaybedinceye kadar. ondan sonra dusuyor mu bisi oluyor kayboluyor.  kahram kucuk bir cocuk, abisi oldurulmus. annesi manyak  oglani surekli dovuyor filan. birden karsina abisi ile daha once calistigi iddia eden bir adam cikiyor. abisi garip bir oyunlar oynuyormus. partner lazimmis filan. dedim ya acaip konusu. ama cok guzel cizilmis karakterler ve buyuk adamlar gayet bishounen :)

Ouran High School Host Club : Bu anime shoujo tipi anime oldugu icin yakisili oglan ganiiiii. Herkese uygun bir tip vardir mutlaka. Host club japonyada yaygin olan bir tip bar. kadinlar gidip icki ve katalogdan adam begeniyorlar bu gelsin otursun bizimle diye. adamda bunlarin nazi ile oynuyor. sohbet filan. konsomatrismi deniyordu bizde oyle bisi. neyse bu okul cok zengin genclerin gittigi bir lise. okula burslu girmis ama erkek formasi ile gezen bir kiz cok pahali bir vazoyu kirinca parasini odemek icin okulun host klubununde calismaya basliyor. herkes kizi erkek saniyor. host klubundeki diger erkekler biliyor tabii durumunu ses cikarmiyorlar. cok eglenceli bir anime, hafif, pamuk seker gibi :)


Peacemaker : japonyanin gercek tarihini goze alarak yapilmis bir mangadan uyarlama. Shinsengumi diye bir askeri formasyon var. bunun icinde olan yakisikli samurai tipi abilerimizin hikayesi.  hepsi birbirinden guzel :) konu bayagi acimikli oluyor filan ama guzel bir anime tavsiye ederim. arada komik sahneler filan da var :)


Samurai Champloo : Bu animeyi annem bile begendi. Gene samurai gibi takilan iki abi var, ve bu iki adamin hayatini kurtardigi icin onlarin pesinde gezen bir kiz. Bu kiz aycekirdegi kokan bir samurai ariyor adamlarda ona yardim ediyor. ama tipler tamamen zit :) komik, macera, drama hersey var. gordugum en kaliteli anime dizilerinden mutlaka mutlaka mutlaka izleyin.bas karakterlerden Jin benim askim onu bilin sulanmayin yeter :D

The Story of Saiunkoku :gene shoujo tipi bi anime. yani bir kiz var herkes ona asik. olaylar eski cin / japonya gibi bir yerde geciyor. once sarayda calisan ve genc kral ile tanisip onu gonlunu calan bas karakter sonra saraydan cikip memur oluyor sonra vali oluyor filan. yani hic ev kadini tipi degil :P kral ile evlenmeyi red ediyor benim yapicaklarim var daha.; bu arada butun dunya buna asik. hepside yakisikli adamlar. daha dogrusu ayni adamin sacini filan degistirip geri veriyorlar :) ben inata butun bolumlerini izledim. cicek gibi acilan cayi burdan gorup aldim :)


The Wallflower : Bu bayagi komik bir anime. Simdi bi kac yakisikli oglan kiralik vi evde yasiyorlar. hepsi ayni liseye gidiyor. evin sahibi benim yegenime guzel bir kiz olmayi ogretecenizzz diye kizi birakiyor gidiyor. ama kiz super manyak bisi, bayagi gothic bi hatun. adamlarda super yakisikli, kiz bunlari gordukce burnu kaniyor filan. aslinda ciizm tarzi benim begendigim tur degil ama belki sizler begenirsiniz. ama neyse bu anime guzel cunku kiz ne zaman kendine guvenli olsa super guzellesiyor filan. ben cok severek izledim, tavsiye ederim.


Trinity Blood : vampirli animelerin arasinda en cok bioshounen iceren anime :) konusunu korku animelerini anlatirken yazmistim :)

kesinkez unuttugum bir kac anime vardir. ama demek ki en begendiklerim bunlar :) iyi seyirler.